RSS

Kategori arşivi: Yerel Yönetimler

Belediye Personel Giderlerinin Sınırlandırılması: Önceki yasada personel giderleri olarak belirlenen miktar bütçe toplam giderinin %30’unu aşamaz şeklinde hüküm vardı. Fakat belediyeler tarafından gelirler şişirilerek %30’a denk gelen sayı aşılıyordu. Yeni yasal düzenlemede belediyenin yıllık toplam personel giderleri gerçekleşen en son yıl bütçe gelirleri 213 sayıl VUK’na göre belirlenecektir. Yeniden değerleme katsayısı ile çarpımı sonucu olan miktarın %30’unu aşamaz.  Bu oran yeni personel alımıyla aşılırsa oluşan kamu zararı belediye başkanından tahsil edilir.

Stratejik Planlama: Stratejinin temelinde rekabet vardır. Stratejik davranış rakiplerin olduğu alanda söz konudur. Stratejik plan Türkiye’de harcamalarını disipline edilmesi için getirilmiştir. Ancak bu planlama anlayışı Türkiye’nin kendi içsel dinamiklerinden doğmuş bir durum değildir. Dünya Bankası’nın Türkiye’de uygulanmasını istediği ve Türkiye’nin de bunu uygulaması söz konusudur. Stratejik plan son derece katı bir denetime neden oluyor. Bu planlama anlayışı en ağır idari vesayetten bile daha settir. Sistemin mantığında rekabet vardır ancak kamuda hazırlanan planların kamuoyuna açık olması bu anlamda bir çelişki oluşturur. Kamuda rekabet söz konusu değildir. Stratejik plan rekabetin olduğu yerde, rakiplerin olduğu yerde yapıldığı için kamuda bu planın yapıladı oldukça gereksizdir. Ayrıca Kamu idarelerinin yaptıkları stratejik palanlar arasında bir uyum olmalıdır. Bu uyumun neye göre yapılacağı ise belli değildir.

Belediye meclisinin dağıtılması:  Yeni belediye yasası(5393) eski yasadan farklı olarak, belediye meclisinin dağıtılabilmesi için iki neden göstermiştir.

Kendisine yasayla verilen görevleri süresi içinde yapmayı savsaklaması sonucunda belediye işlerinin gecikmeye uğraması,

Belediyeye verilen görevlerle ilgili olmayan siyasal konularda karar alması.

Köy İhtiyar Meclisi: Köy ihtiyar meclisi seçimle gelen üyeler ve doğal üyelerden oluşur. Seçimle gelen üyelerin sayısı köyün nüfusuna göre değişir.

1000’den daha az    4, 1000-2000 arası    5, 2000’den fazla    6 üye. Doğal üyeler muhtar, köyün imamı ve köyün öğretmenidir.

Belediye Encümeni: Encümeni oluşturan üyeler iki türlüdür. Birinciler seçimle gelen üyelerdir. Encümenin her yıl meclis tarafından bir yıl için seçilen üyelerinin sayısı nüfusu 100.000’in üzerindeki belediyelerde 3, daha küçük belediyelerde ise 2’dir. İkinci kümede yer alan üyeler, belediye encümenin, kamu görevlisi niteliğinde olan üyeleridir. Bunlarda nüfusa göre 3 ve 2 üye şeklindedir. Encümene kamu görevlisi kimliği ile giren üyelerden birinin mali hizmetler birim amiri olması zorunludur. 3+3+1=7, 2+2+1=5

İl Encümeni: Valinin başkanlığında 10 üyeden oluşur. Bu 10 üyeden 5’ini il genel meclisi her yıl kendi üyeleri arasından gizli oyla seçer. Geri kalan 5 üye ise birim amirleri arasından vali tarafından seçilir. İkinci kümede yer alan 5 üyeden birinin mali hizmetler birim amiri olması şarttır. Her iki kümede yer alan encümen üyeleri birer yıl süreyle görev yapmak üzere seçilirler. 5+5+1=11

Büyükşehir Belediye Encümeni: Belediye başkanı başkanlığında meclisin kendi üyeleri arasından seçilmiş 5 üye, atanmış 5 üyeden oluşur. Atanmış üyelerden biri mali hizmetler birim amiri, diğerinin ise genel sekreter olması şarttır. Genel sekreter il özel idaresinde olmasına rağmen encümende olması gereken zorunlu kişilerden sayılmamıştır. 5+5+1=11

Köy İhtiyar Meclisinin Görevleri:

Köy işlerini görüşmek üzere muhtarın başkanlığında haftada en az bir kez toplanmak.

Köy işlerini önem sırasına koymak

Hangi işlerin köylü tarafından imece yoluyla hangi işlerin de köylüden alınacak salma ve diğer paralarla yapılacağına karar vermek.

Köy hizmetlerini yapmak için alınması gerekli görülen köy sınırları içindeki başkalarına ait taşınmaz malların kamulaştırılmasına karar vermek.

BAŞKAN

Yeni Siyasi Kültür: Siyasi yarışmalarda ya da siyasi liderliğin meşrulaştırılmasında eski değerler önemini kaybetmiştir. O halde siyaseti üretebilecek yeni değerler gerekiyor. Yeni siyasi kültürün yeni değerleri; çevre, sürdürülebilir kalkınma, her türlü ayrımcılıkla mücadele, azınlık hakları gibi konularda kendini göstermiştir. Bu değerleri somutlaştıracak, politikalara dönüştürecek, güçlü karizmatik bir başkana ihtiyaç vardır.

Avrupalılaşma: Doğrudan Avrupa Birliği ile ilgili bir kavramdır. Avrupa Birliğine üye devletleri ve aday devletleri ortak yapı içersinde düşünmek Avrupalılaşmadır. Avrupa Birliği düzenlemelerinin üye ve aday devletlerin yönetsel sistemlerini etkilemesidir. AB fonlama mekanizması ile ekonomik ve toplumsal dengesizliğin ortadan kaldırılıp standart bir gelişmişlik düzeyinin yakalanmasına çalışır.  Yerel yönetim birimi bir proje geliştirir. Proje ile fondan yararlanmak için AB’ye başvurur. Fonlar sınırsız değildir. Bu durum yerel yönetimlerin fonlar için rekabet etmesini gerektirir. Bu rekabet beraberinde yerel yönetimler arası işbirliğini de getiriyor. Bu projelerin gerçekleşmesi için girişimci, güçlü başkana ihtiyaç vardır.

Kurumsal Aktarım: Yerel yönetim açısından bir reform ihtiyacı duyulduğunda başvurulan yollardan biridir. Bazı ülkelerdeki gelişmeler, diğer ülkelerce izlenir. Belirli bir ülkede uygulanıp başarı gösteren bir örneğin taklit edilmesidir.

Ağ Demokrasisi: Yönetişim kuralları çerçevesinde kamu politikalarının uyumlu hale getirilmesi ve yenilikçi projelerin sürdürülebilirliği için geliştirilmiştir. Liderin temel görevi etkileşimi yönetmektir. Bu model yerel liderin büyük ve karmaşık ağlar ile çıkar gruplarını yönetebilme gücüne vurgu yapar. Artık yere siyasal liderlik kamu hizmetlerinin yönetiminden çok yerelliklerin yönetimini açıklayan siyasi kararlarda yoğunlaşmaktadır.

Organların görevden uzaklaştırılması: Görevleriyle ilgili bir suç sebebiyle hakkında soruşturma ve kovuşturma açılan mahalli idare organları veya bu organların üyelerini, İçişleri bakanı, bir tedbir olarak, kesin hükme kadar uzaklaştırabilir. Bu görevden uzaklaştırma tedbirinin İçişleri bakanlığı için bir siyasal araç olma ihtimali vardır. Burada belediye başkanının eylem ve işleminin kamuya zararı açıkça belirlenmelidir. Görevden uzaklaştırmanı 2 ayda bir gözden geçirilmesi, kamu yararı bulunmayan uzaklaştırmaların kaldırılması düzenlemeleri getirilerek İçişleri Bakanlığı’nın takdir yetkisi bir miktar sınırlandırılmıştır. Görevden uzaklaştırılan belediye başkanlarına, görevden uzak kaldığı süre içinde aylık ödeneğinin 2/3’ünün ödenmesi ve diğer sosyal haklardan yaralanması öngörülmüştür.

Başkanın geciktirici veto yetkisi: Belediye başkanı, hukuka aykırı gördüğü meclis kararlarını gerekçesini de belirterek, yeniden görüşülmek üzere 5 gün içinde belediye meclisine geri gönderebilir. Geri gönderilmen ya da yeniden görüşülüp de meclisin, üye tam sayısının salt çoğunluğuyla direndiği kararlar kesinlik kazanır. Bu türlü kararlara karşı, belediye başkanı 10 gün içinde yönetsel yargıya başvurabilir.  Belediye başkanı sadece kararı geciktirebiliyor. Böylece idari vesayet denetiminin yerini başkanın denetimi alıyor. Geciktirici veto mekanizması ile başkan meclis karşısında daha güçlü hale geliyor.

 

Yerel Yönetimler Maliyesi

İşlevsel ve siyasal yetkileri olan bir birime bunun yanında mali yetkilerin de verilmesi gereği ortaya çıkmıştır. Yerel yönetimlerin mali yetkileri ile özerklikleri arasında bir ilişki söz konusudur. Yerel yönetimlerin toplam gelirleri içinde öz gelirlerinin payı yerel yönetimlerin mali gücünü belirleyen kriterlerdendir. Bu ölçütlerle yerel demokrasi ve özerklik ölçülmektedir.

Yerel yönetimlerin maliyesi ile ilgili bir diğer tartışma mali yerinden yönetimin ekonomik büyüme olan ilişkisidir. Mali kaynaklar yerelleştikçe ulusal kalkınmaya etkisinin nasıl olacağı hakkında farklı görüşler vardır.

Merkezin yerele yetki ve sorumluluk aktarması söz konusudur. Bu yetki ve sorumlulukların yanında kaynak aktarımının da sağlanması gerekmektedir. Ancak bu iki aktarma her zaman paralel olarak gerçekleşmemektedir. Yerel yönetim biriminin gelirleri kamu hizmetini karşılamaya yetmiyor. Bir yandan belediyelere daha çok görev aktarılıyor. Belediyeler artan hizmet sunumlarını gerçekleştirebilmek için gelir sağlaması gerekiyor. Gelir sağlayabilmek için aynı bir şirket gibi hizmetler karşılığında belli ücretler almaya başlar. Var olan ücretleri de artırır. Bir şekilde merkezden aktarılan sorumlulukların finansa edilmesi gerekiyor. Kamu hizmetini alan vatandaş zamanla müşteriye dönüşecek ve fiyatlandırma ona göre yapılacaktır. İzlenen kamu hizmeti politikasının sonucu budur. Merkeze ait kamu hizmetlerinin geliri yetersiz yerel yönetimlere aktarma söz konusu olduğunda işletmecilik mantığı da doğal olarak ortaya çıkacaktır. Merkezin hizmetleri yerele aktarmasının nedeni ulusal bütçe üzerindeki baskıları azaltmak içindir. Aynı zamanda hizmetleri aktararak toplumsal muhalefet karşısında sorumluluktan da kurtulmaktadır. Kamu hizmetlerini özel sektör mantığı ile sunmanın da bir sınırı vardır. Bir süre sonra kapitalizmin kendini sürdürebilmesi için sosyal devlet çözümüne benzer bir çözüm üretecektir. Kamu hizmetlerinin tamamının özelleşmesi bir süre sonra devletin varlığını sorgulamamıza neden olur. Hizmetleri belediye değil bir firma sunsun şeklinde bir tartışma ortaya çıkacaktır.

Mali yerinden yönetimde üç kavram tartışma konusunu oluşturmaktadır. Bunlar: Büyüme, bölüşüm ve mali kaynakların tahsisidir. Mali yerinden yönetim ile büyüme arasında olumlu veya olumsuz bir sonuç çıkarmak mümkün görünmüyor. Yerel yönetimler gelir açısında belli ölçüde merkeze bağlı konumdadırlar. Yerelin gelir toplama yetkisi de sakıncalı görülmektedir.

Mali yerinden yönetim tartışmalarında meseleye nereden baktığımız çok önemlidir. Eğer tartışma liberal bir akım üzerinden yürütülüyorsa eşitsizlikler doğal görülecektir. Liberalizme mali yerinden yönetim uygundur. Yerel yönetimleri mali konularda güçlü ve özgür kılmak gerekmektedir. Yerel birimler vergi politikası geliştirecektir. Böylece etkinlik düzeyi artacak, liberal kalkınma ve büyüme gerçekleşecektir. Yerel yönetimler arasındaki eşitsizlik doğal görülecek, yerel yönetimler birbirleriyle rekabet edeceklerdir. Eğer eşitsizlik konusu önemli ise mali yerinden yönetime şüphe ile bakılır. Az gelişmiş bir ülkede zaten eşitsizlik daha fazladır. Alt gelir grupları ile zenginle arasındaki uçurum büyüktür. Bu ülkelerde mali yerinden yönetim uygulanırsa eşitsizlik daha da artacaktır. Bu durumda bölüşüm ile ilgili meselelerden vazgeçildiğini göstermektedir. Ancak eşitliği sağlama amacı varsa mali yerinden yönetim uygulanmayacak, bölüşümü ve dağıtımı merkez sağlayacaktır.

Yerel yönetimlerin gelirleri: Merkezi bütçeden transferler, Yerel gelirler, Borçlanma
Merkezi bütçeden transferler özel ya da genel amaçlı yardımlar uygulamasıyla yapılmaktadır. Yerel gelirlerde ise yerel yönetimin yetki alanı içinde yerel yönetimler tarafından elde edilen gelirler söz konusu olmaktadır. Burada merkezi yönetim devre dışıdır. Yerel yönetimler kendi faaliyetleri sonucunda gelir elde ederler. Bu faaliyetler ise ulusal meclis tarafından belirlenen yasalarda öngörülmüştür.
Genel bütçe vergi gelirleri tahsilâtı toplamının;
2380 sayılı Kanun: Belediyelere %6, İl Özel İdarelerine %1.12 oranında aktarım öngörmektedir. Bu %6’lık kısmın %65 ilçe belediyelerine, %35’i büyükşehir belediyelerine düşmektedir. Büyükşehir belediyelerine, büyükşehir sınırları içinde tahsil edilen genel bütçe vergi gelirlerinin %5’i aktarılır. Bu yüzde beşlik kısımda büyük olan şehirlerin lehine bir adaletsizlik olduğu açıktır.
5779 sayılı Kanun: Genel bütçeden pay ayrımında üçlü bir ayrım öngörmüştür.
Büyükşehir belediyesi dışındaki belediyelere %2.85
Büyükşehir içinde ilçe ve ilk kademe belediyelerine %2.50
İl Özel İdarelerine % 1.15 oranında aktarım sağlanmaktadır.

Büyükşehir belediyeleri için %5’lik pay aktarımı sistemi yeni yasada da devam etmektedir. Yeni yasa büyükşehir belediyesinin gelirlerini artırmak için getirilmiştir. Ancak gelirleri artıracak önemli bir değişiklik yoktur.
Genel bütçe vergi gelirlerinde yerel yönetimlere ayrılan payların dağıtımında nüfus belirleyici oluyor. Nüfuslar Ocak ayı itibarıyla İller Bankasına ve Maliye Bakanlığına bildiriliyor. İller Bankası payları belediyelere tek tek dağıtıyor.

İl Özel İdaresine pay verilirken önceki yasada nüfusa bakılıyordu. Yeni yasada tek ölçütün nüfus olmasından vazgeçiliyor. Gelirlerin
%50’lik kısmı illerin nüfusuna göre,
%10’luk kısmı illerin yüzölçümüne
%10’luk kısmı köy sayısına
%15’lik kısmı kırsal alan nüfusuna
%15’lik kısmı gelişmişlik endeksine göre İller Bankası tarafından dağıtılır.
Belediye paylarının tahsilinde ise belediye payının %80’lik kısmı nüfus, %20’lik kısmı gelişmişlik endeksine göre dağıtılır.
Gelirin binde biri Maliye Bakanlığı tarafından Mart ve Temmuz aylarında denkleştirme ödeneği olarak konulur. Bunun %60’ı nüfusu 5000’e kadar olan belediyelere, %40’ ise nüfusu 5001-9999 arasında olan belediyelere dağıtılır.

5779 sayılı İl Özel İdaresi ve belediyelere Genel bütçe vergi gelirlerinden pay verilemesi hakkındaki kanun ile özel tüketim vergisi ve özel iletişim vergisi pay hesaplanmasında matraha dahil edilmiştir. Böylece mahalli idarelere genel bütçe vergi gelirlerinden aktarılan paylar önemli ölçüde artırılmıştır.

Bu paylar 1986 yılından beri nüfus ölçütüne göre aktarılıyordu. Yerellikler arasında eşitsizliği dikkate alan bir durum değildir. Nüfus dışında başka ölçütlerinde pay aktarımında rol oynaması gelecekteki ölçütler için bir fikir vermektedir. Siyasal iktidar yeni bir kriter getirmek istemektedir. Bu kriter ise stratejik planlama ile ilişkilidir. Stratejik plana göre yapılan performans ölçütlerinin pay aktarımında rol alacağı öngörülmektedir. Belediye stratejik hedeflere varma durumuna göre paylarını artırıp azaltabilecektir. Nasıl firma Pazar payı için rekabet ediyorsa yerel yönetim birimleri de merkezden gelecek paylar için yarışacaklardır.

BORÇLANMA
Borçlanma sadece yerel yönetim biriminin yatırım programlarında yer alan finansmanı amacıyla yapılabilir.
İller Bankasından kredi kullanma yatırım ve nakit kredisi şeklindedir. Yatırım kredisi bir proje için, nakit ise bütçe açığı olduğu durumlarda ya da olağanüstü bir durumla karşılaşıldığında ortaya çıkar. Geri ödeme planı bankaya verilmelidir. Kredi için bankanın geri ödeme planını kabul etmesi gerekir.

Yerel yönetimlerin ve bunların sahip olduğu şirketlerin faiz dahil iç ve dış borç stok tutarı toplam bütçe gelirleri toplamını aşamaz. Bu miktar büyükşehir belediyeleri ve büyükşehir belediyesi bulunan illerin il özel idareleri için bir buçuk kat olarak uygulanır.

İleri teknoloji ve büyük tutarda maddi kaynak gerektiren alt yapı yatırımlarında Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kabul edilen projeler için yapılacak borçlanmalarda bu sınırlama dikkate alınmaz. Yani büyük projelerde sınırlama kalkıyor. Bunlar hazine garantili borçlanma olduğu için borçların ödenememesi durumu ülke ekonomisi olumsuz etki edecektir.

Yerel yönetimlerin iç borçlanmada %10’a kadar olan borçlanma meclis kararı, bunu geçen miktarı için meclis üye tamsayısının salt çoğunluğunun kararı ve İçişleri Bakanlığının onayı ile yapılabilirler.

Dış kaynak gerektiren projelerde Hazine Müsteşarlığının görüşü alınır.

Borçlanma ile ilgili usül ve esaslara aykırı davranan yerel yönetim birimi sorumlularına görevi kötüye kullanma hükümleri uygulanır. Ancak bu durum caydırıcı değildir.

 

Köyün Görevleri (442)

Köyün görevleri
Köy kanununun 13. ve 14. maddelerinde köyün zorunlu ve isteğe bağlı görevleri sayılmıştır. Yani köyün görevleri liste yöntemi ile belirlenmiştir.
Zorunlu görevler:
• Köyün içinde ve civarında sivrisinek üremesini engellemek
• Köye sağlıklı ve temiz içme suyu getirmek
• Evlere lağımlı hela yapmak
• Evlerin etrafını ve çevresini temiz tutmak
• Tarım ve hayvancılığı korumak
• Okul, mescit, meydan, çapraz yollar gibi imar görevlerini yapmak.
• Köy halkının genel sağlığı ile ilgili görevleri yapmak.

İsteğe bağlı görevler
• Köyde ahır ve evleri ayırmak
• Binaları zaman zaman boyamak
• Köyde çarşı pazar yeri yapmak
• Mezarlığın bakımını yapmak.

 

Etiketler:

Büyükşehir Belediyesinin Temel Görev Alanları (5216)

Büyükşehir belediyesinin görevleri 5216 sayılı kanunun 7. maddesinde yer almaktadır. Bu düzenleme önceki yasal düzenlemelerle karşılaştırıldığında alt kademe belediyeleri değişmezken bşb görevleri hem detaylandırılmış hem de arttırılmıştır. Görevler 7. madde de liste yöntemi ile belirlenmiştir.

5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 7. maddesi çerçevesinde büyükşehir belediyesinin temel görev alanları:
• İmara ilişkin görev alanları: Nazım imar planları yapari yaptırır ve bunları uygular. Belediyeler ise imar palanı yaparlar. Nazım imar planının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 yıl içinde uygulama imar planı ve parselasyon planı yapmayan ilçe ve ilk kademe belediyelerinin uygulama imar planını ve parselasyon planını büyükşehir belediyesi yapar.
• Denetim ile ilgili görevler: Bu görevlerin başında ruhsat vermek ve işyerlerini denetlemek gelmektedir.
• Ulaşım ile ilgili görevler: Servis ve toplu taşıma araçlarının ücret tarifelerini belirlemek
• Çevre koruma ile ilgili görevler: Katı atıkların yeniden kazandırılması ve depolandırılması.
• Toplumsal hizmetler ile ilgili görevler: Sağlık hizmetleri ve hastanelere ilişkin her türlü hizmetleri yapmak. Sosyal tesis, kütüphane, eğlence yerleri kurmak.
• Acil durum yönetimi ile ilgili görevler: İtfaiye hizmetlerini yürütmek,
• Diğer görevler: Su, kanalizasyon hizmetleri, derelerin ıslahını yapmak.

 

İl Özel İdaresinin Görevleri

5302 sayılı yeni il özel idaresi kanununda il özel idaresinin görevleri 6. maddenin birinci fıkrasının a ve b bendelerinde belirtilmiştir. A bendindeki görevler il özel idaresi sınırları içindeki görevleri, b bendindeki görevler ise belediye sınırları dışındaki görevleri belirtmektedir. B bendi konusunda bir sorun yoktur. Çünkü belediye sınırları içinde belediye, il özel idaresi sınırları içinde il özel idaresi görevlidir.
Temel sorun a bendindedir. 6. maddenin 1. fıkrasının a bendinde yer alan ilin çevre düzeni planını yapmak görevi; il sınırı büyükşehir belediye sınırları olan illerde (İstanbul, Kocaeli) büyükşehir belediyeleri tarafından yapılır. Büyükşehir belediyesi diğer illerde büyükşehir ve il özel idaresi ile birlikte yapılır. Büyükşehir belediyesi olmayan illerde il belediyesi ve il özel idaresi tarafından yapılır. Plan için belediye meclisi ve il genel meclisinin onayı gerekir.

İl Özel İdaresi ve Belediye arasında Görev Paylaşımı
1- Yalnızca il özel idaresinin görev alanları: Tarım, bayındırlık ve iskan, çocuk yuvaları

4-Yalnızca belediyenin görev alanları: Zabıta,Konut,Nikah

1 ve 4’te Eşgüdüm zorunluluğu yoktur.

2Belediye sınırları içinde ortak görev alanları: Sağlık, Sanayi, İl çevre düzeni planı( İstanbul, Kocaeli hariç),sosyal hizmet, eğitim

3-Ayrılmış görev alanları: İmar, su, katı atık, yeşil alan

Bu iki görev alanında eşgüdüm zorunluluğu vardır. Bu işler birlikte yapılmak zorundadır. Kurumlar arası işbirliği gerekir. Ayrıca 2 ve 3’te zorunluluk olması 1 ve 4’te illa ayrı hareket edilmesi gerektiği anlamına gelmez. Bu yapılar birbirine geçmiş yapılardır. Görevleri kesin çizgilerle ayırmak mümkün değildir.

İl Özel İdaresi ve Büyükşehir Belediyesi Arasında Görevlerin Paylaşımı
1- Büyükşehir belediyesi olan illerde yalnızca il özel idaresinin görev alanları: Tarım, bayındırlı, çocuk yuvası

2- Büyükşehir Belediye sınırları içinde il özel idaresi ve büyükşehir belediyesinin ortak görev alanları: Sağlık, sanayi, il çevre düzeni planı

3- Büyükşehir belediyesi olan illerde ayrılmış görev alanları: İmar, katı attık, yeşil alan.

2 ve 3’te eşgüdüm zorunluluğu vardır.

4- Yalnızca büyükşehir belediyesinin görev alanları: Mezarlık, itfaiye, konut

5- Büyükşehirde büyükşehir ve ilçe/ilk kademe belediyelerinin ortak görev alanları: Katı atık, yol, eğitim

5’te eşgüdüm zorunluluğu vardır.

6- Büyükşehirde yalnızca ilçe ve ilk kademe belediyelerinin görev alanları: Defin, ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi

Aynı coğrafyada iki farklı tüzel kişilik vardır. Bunun yanında il özel idaresi ve merkezin taşra teşkilatı vardır. Karmaşık bir tablodur. Dört farklı yönetim kademesinin aynı alanda sorunlu olmasıdır. Ayrıca bu alanlar en yoğun nüfusa sahip olan alanlardır. Bu yüzden tek bir kamu idaresinin varlığı yeterli görünmüyor. En sorunlu alanları büyükşehir belediyesinin bulunduğu alanlar oluşturuyor. Burada asli yönetim birimi ilçe belediyeleridir. Büyükşehir belediyesi onun üzerine kurulmuştur. Daha önceden sadece ilçe belediyeleri vardı. Bu yapı tabi ki mali kaynak ve yasal yetkiler bakımından daha merkeziyetçi ve güçlü bir yapıdır. Burada asli yerel yönetimin özerklik alanı daralıyor. Üstteki yerel yönetim birimi güçlendikçe alttaki zayıflar. Büyükşehir belediyelerinin kurulması tamamen etkinlik arayışlarının sonucudur. Metropoliten alanlarda büyükşehir belediyesinin gücünü aşan görevler vardır. Bu yüzden ilçe belediyelerinin varlığına izin veriyoruz ama bunun üzerine büyükşehir belediyesi getiriyoruz.

 

Yasalarda Belediyelerin Görevleri (1580 – 5393)

1580 Sayılı Yasada Belediye Görevleri
1580 sayılı belediye kanunda belediye görevlerini belirleyen iki nitelik söz konusudur. Bunlardan birincisi görevlerin 15. maddede liste yöntemiyle sayılmasıdır. Nitekim 19. maddeye göre belediyeler kendilerine yasalarla verilen görevleri yerine getirdikten sonra, yasalarda sayılmamış bulunan yerel ve ortak nitelikte başka görevleri de üstlenebilirler. Böylece belediye görevleri esas itibariyle ve dolaylı bir biçimde genel yetki ilkesi ile düzenlenmiştir.
İkinci nitelik ise görevlerin zorunlu ve isteğe bağlı olarak ayrılmasıdır. Zorunlu görevler belediyelerin gelirlerine göre farklılaşmaktadır. Yasanın 17. maddesinde ise isteğe bağlı görevler sayılmıştır. Ancak yasa belediyelerin zorunlu görevleri yerine getirilmedikçe isteğe bağlı görevler için bütçeye ödenek koyulması yasaklanmıştır. Böylece hem isteğe bağlı görevler hem 19. maddede öngörülen genel yetki ilkesi uygulanamaz hale gelmiştir.
1930’dan günümüze belediyelerin görev alanlarının, yasal olarak dar bir biçimde düzenlenmesinden kaynaklanan bir yakınma yoktur. Temel sorun uygulamada görevlerin merkezileşmesi ve kaynak yetersizliği yüzünden belediyelerin üstlenebildikleri kamu hizmetlerinin sınırlılığıdır.

Yeni Yasada Belediye Görevleri (5393)
5393 sayılı belediye kanunun 14. maddesinde temel görev alanları ve isteğe bağlı görev alanları sayılmaktadır. 14. maddenin 2. fıkrasına göre de, belediye kanunlarla başka bir kamu kurum ve kuruluşuna verilmeyen mahalli müşterek nitelikteki diğer görev ve hizmetleri de yapar veya yaptırır” hükmüyle belediye üstlenebileceği yerel ve ortak nitelikli görevler bakımından açıkça genel yetkilidir.
5393 sayılı belediye kanununun en tartışmalı hükmü belediyenin görevlerini belirleyen 14. maddesi, 14. maddenin de en sorunlu kısmı, belediyeyi yerel ortak gereksinimler bakımından genel yetkili hale getiren hükmü olan 2. fırkasıdır.

Cumhurbaşkanı 5215 sayılı belediye kanununu geri gönderme gerekçesinde Anayasa’nın 126. maddesinde merkezi yönetimin görevlerini belirginleştiren ya da belirginleştiren bir sınırlama yapılmadığını; buna karşın 127. maddesinde yerel yönetimlerin, ancak yöresel olarak örgütlenerek, yalnızca yerel ortak gereksinimlerin karşılanması yönünden görevlendirilebileceğini belirtmektedir.. Bunun sonucu olarak cumhurbaşkanına göre, yasalarda merkezi yönetimin görevleri soyut ve genel, yerel yönetimlerin görevleri somut ve belirgin biçimde düzenlenmelidir. Ayrıca cumhurbaşkanı yasallık ilkesi gereği, yerel yönetimlerin görevlerinin yasada yasılarak belirtilmesi gerektiği tespitini yapmaktadır. Yani belediyelerin görevleri yasada açık bir biçimde liste yöntemiyle sayılmalıdır.

Yasallık ilkesi merkez karşısında güçsüz olan yerel yönetimleri koruma amaçlıdır.
Anayasa’nın 127. maddesinde belediyelerin yetki ve görevlerinin yasayla belirtilmesinde liste yönteminin kullanılması gerektiği yönünde de açık bir ifade yer almaktadır. Aksine Anayasa yerel yönetim görevleri için yerel ortak gereksinimler ölçütünü getirerek, bu alanda yerel yönetimleri tam serbestiye sahip kılmış, yani genel yetki ilkesini öngörmüştür.,

Ortak gereksinimlerin yönetimin şu ya da bu birimi tarafından karşılanmasından çok karşılanma düzeyi önemlidir. Vatandaşların gereksinim duydukları kamu hizmetlerinin uygun, adil ve yeterli bir biçimde karşılanması esastır. Herhangi bir kamu hizmetini yerine getirmekle görevlendirilen yönetimin, bu hizmeti yerine getirmesini sağlayacak gelire de sahip kılınması gerekir.

 

Yerel Yönetimin Görevleri

Yerel yönetimin görevleri konusundaki temel tartışma belediyeler noktasında söz konusudur. Kentsel alanlarda yenileşme ve gelişme söz konusudur. Daha önce yerel yönetimin görev alanına girmeyen bazı konular bu kentsel gelişme ile yerel yönetimin görev alanına dâhil olabilmektedir. Bu gelişmelerden biri teknolojik gelişmedir. Bu gelişme ile birlikte doğalgaz, internet, otomasyon hizmetleri gibi konular yerel yönetimin görev alanını farklılaştırmaktadır. Gelişmelerden ikincisi ise nüfusta meydana gelen değişimlerdir. Belde nüfusunun artması belediyelerin görevlerinde doğal olarak farklılaştıracaktır. Bununla birlikte kentsel alanda meydana gelen bu değişme görevlerin yerine getiriliş biçimlerini de farklılaştırabilmektedir.

Yerel yönetimin görevleri merkez ile yerel arasındaki işlevleri ilgilendiren hukuki ölçütleri ifade eder. Buradaki ilişkilerde her iki taraf eşit değillerdir. Merkez yerele oranla daha güçlüdür. Çünkü üst yönetim kademeleri merkezde bulunmaktadır. İkincisi teknik kapasite açısından merkez yerele oranla daha geniş bir özelliğe sahiptir. Bu durum yerel yönetimin merkezle teknik konularda işbirliği yapmasını gerekli kılmaktadır.
Herhangi bir kamu hizmetinin merkez tarafından mı yoksa yerel tarafından mı yerine getirileceği konusunda hizmetin niteliği oldukça önemlidir. Bu çerçeve de kuramsal açıdan geliştirilen iki tane yaklaşım vardır.

Remy Prud’un ölçütleri: Remy üç ölçüt çerçevesinde hangi hizmetin yerel tarafından hangisinin merkez tarafından yerine getirileceğini belirlemeye çalışmıştır. Bu ölçütler: Hizmetin dışsallığı, ücretlendirilebilmesi, teknikliğidir.
Dışsallık, her hizmettin yerine getirilmesi belirli bir yörenin dışında da etki doğurmasıdır. Bu çerçevede dışsallığın fazla olduğu hizmetleri merkez, düşük olduğu hizmetleri ise yerel yönetimler yerine getirecektir.
Ücretlendirilebilme, sunulan kamu hizmetinin ücretlendirilebilip, ücretlendirilememesi durumudur. Bu çerçevede iki tip kamu hizmeti söz konusu olmaktadır. Ücretlendirilebilen kamu hizmetlerini yerel, ücretlendirilemeyen kamu hizmetlerini ise merkez yerine getirecektir.
Tekniklik ise, kamu hizmetinin yerine getirilmesi teknik konuları içerip içermemesidir. Bu noktada daha uzman teknik destek gerektiren kamu hizmetleri merkez, kısmen daha az teknik uzmanlık gerektiren kamu hizmetleri ise yerel yönetimler tarafından yerine getirilecektir.

Kamu hizmetlerinin arz ve talep niteliği: Bir hizmetin yerel düzeyde yerine getirilmesinde talep yanlı etmenler; birincisi hizmet ile ilgili tercihlerin değişkenlik göstermesidir. Örnek olarak kent planlamasını verebiliriz. İkincisi hizmetin yerel düzeyde ortak nitelik taşımasıdır. Örnek olarak atıkların bertaraf edilmesini verilebilir.

Merkezi düzeyde talep yanlı etmenler; Birincisi hizmetin dışsallığı, Bir hizmetin yerine getirilmesinin yerel sınırları aşmasıdır. Örnek olarak salgın hastalıklarla mücadele gösterilebilir. İkincisi hizmetten yararlanmada eşitlik düşüncesidir. Buna örnek olarak ise ilköğretim ölçütü gösterilebilir.
Hizmetin yerel düzeyde yerine getirilmesinde arz yanlı etmenler. Yerel güvenlik buna örnek gösterilebilir. Bu hizmetler rekabeti gerektirmemektedir. Bu nedenle kendine özgü yöntemlerle bunlar yerine getirilebilir.
Merkezi düzeyde arz yönü etmenler; birincisi ölçek ekonomileridir. Hizmetin ancak ulusal düzeyde yerine getirilmesinin mümkün olmasını ifade eder. Ulusal savunma buna örnek gösterilebilir. İkincisi dışsallıktır. Otoyol yapımları bunun örneğidir.

Yerel yönetimlerin görevleri bu görevleri üstlenmeleri bakımından üç farklı grupta ele alınabilir.
1- Üniter devletlerde parlamento, federal devletlerde ise eyalet meclisleri tarafından yerel yönetimlere yüklenilen zorunlu görevler
2- Yasal düzenlemelerin öngördüğü yerel nitelikli isteğe bağlı görevler
3- Merkezi düzeyde oluşturulmuş politikalar gereğince yerel yönetimlerin yerine getirmesi gereken merkezi zorunlu görevler.
Birinci ve ikinci görevler genellikle o ülkenin yerel yönetimini düzenleyen yasasında yer alır. Üçüncü grup merkezi yönetim tarafından belirlenen ve standart bir biçimde yerel yönetimlerin yapmaları gereken görevlerdir. Birincide belirtilen zorunlu görevlerin üçüncüde belirtilen zorunlu görevden farkı standartlaştırmanın öngörülmemesidir.
İngiltere’de yönetimler arasındaki sorumlulukların paylaşılmasında temel mesele hukukun üstünlüğüdür. Burada uygulanan doktrin ultra vires doktrinidir. Yetki aşımını ifade etmektedir. Buma göre bir yönetim biriminin bir faaliyeti üstlenebilmesi için parlamento tarafından bunun düzenlenmesi gerekmektedir. Burada yerel yönetimler parlamentonun mutlak yetkisi altındadır. Parlamento tarafından verilmeyen görevlerin yerel yönetimler tarafından yerine getirilmesi söz konusu olmayacaktır.
ABD’de Dillon Kuralı geçerlidir. Burada yerel yönetimler eyalet yönetiminin bir ürünü olarak faaliyet göstermektedirler.
Fransa’da yerel yönetimler genel yetki çerçevesinde görevleri yerine getirmektedir.

 

KAVRAMSAL ÇERÇEVE: Yerinden yönetimin boyut ve biçimleri

Yönetsel yerinden yönetim, kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi amacıyla merkezi yönetimden farklı yönetim kademelerine işlevsel sorumlulukların kısmen veya tamamen aktarılmasıdır. Yönetsel yerinden yönetimin üç temel biçimi: yetki genişliği , yetkilendirme ve yetki devridir. Yetki genişliği ile başkentteki merkezi yönetim çalışanlarının sorumlulukları bölgelerde, illerde ve ilçelerde yine merkezi yönetimin denetimi altında çalışanlara verilmektedir. Yetkilendirme ise merkezi yönetimden, merkez tarafından tamamen denetim altında tutulmayan fakat sonuç olarak ona hesap veren yarı özerk örgütlere karar alma ve kamusal işleri yönetme sorumluluğunun aktarılması anlamına gelmektedir. Türkiye’de hizmet bakımından yerinden yönetim kuruluşları yerinden yönetimin bu biçiminin örnekleridir. Yetki devri ise, yerel olarak seçilmiş organlara, kural koyma ve gelir elde etme de dahil önemli yetkilerin verilmesidir.

Merkez-Yerel ilişkisi:
Günümüzde merkezi yönetim belli hizmetlerin sunumunu yerele aktarmaktadır. Böylece de o alanda sorumluluktan kurtulmaktadır. Bunun yanında bütçe baskısı ortadan kalkmaktadır. Hizmet aktarımı gerçekleşip mali aktarım gerçekleşmediğinde yerel yönetimler borçlanmaya gidiyor. Vatandaş açısından ise hizmetin sunumunda merkez ya da yerel fark etmemektedir. Fakat sistem meşrulaştırılırken yerelin vatandaşa daha yakın olduğu ve hizmeti daha iyi yerine getireceğinden bahsedilir. Merkezden yerele yönetsel boyut gerçekleşiyor ancak mali boyut gerçekleşmiyor.
Mali yerinden yönetim: Yerinden yönetimin mali boyutu ile yerel yönetimlere merkezin devrettiği işlevin yerine getirilmesi için merkezi gelirlerden paylar veya harcamaları karşılamak üzere gelir sağlama yetkisi sağlanır.

Mali yerinden yönetimin derecesi yerel yönetimlerin toplam kamu harcamaları içindeki payının yüksekliğine bağlıdır. Ancak yerel yönetimlerin yüksek harcama düzeyi yanında gelir kaynaklarını ya da harcamalarını belirleme yetkilerinin bulunmaması mali yerinden yönetimden beklenen sonuçların gerçekleşmemesine yol açmaktadır.

Siyasal yerinden yönetime yönelik düzenlemelerin amacı yerel düzeyde vatandaşlara ve temsilcilerine kamusal kararların alınmasında daha fazla yetki vermektir. Yani siyasal nitelikli karar alma yetkilerinin merkez dışına devri anlaşılır.

Burada temsil sistemi önemlidir. Bir belediyede karar organı o beldedeki insanları temsil etmiyorsa bizim bu belediyenin karar alma yetkisini artırma girişimimiz genel bir hata olur.

Piyasacı yerinden yönetim ise kamu kesimi tarafından yerine getirilen işlevlerin özel sektöre bırakılması ya da kamu hizmetlerinin piyasa mekanizmaları kullanılarak sunumunun sağlanmasıdır. Özelleştirme ve deregülasyon uygulamaları ile gerçekleşir. Özelleştirme kamusal işlevin kamu dışındaki kurumlara aktarılmasıdır. Deregülasyon ise kamu tarafından sunulan veya tekel olarak düzenlenen alanlarda, hizmet sunumunda özel sektörün katılımının üzerindeki yasal sınırlamaların azaltılması ya da özel girişimcilere kamu hizmetlerinin sunumunda rekabet olanağı tanınmasıdır. Ancak yerinden yönetimin piyasacı boyutu, kamu hizmetlerinden yararlanmada temel aldığı bireysellik ile gerçek kamu hizmetlerinin ortaklaşalığı arasındaki çelişki ile karşı karşıyadır. Yerel siyasetin meşruiyetini zayıflatan bu durum karşısında siyasal yerinden yönetim uygulamaları ile kaybolan vatandaşı yeniden bulma arayışları gündeme gelmiştir.

Yerel özerklik, yerel halkın yerel siyasete katılımını sağlar. Yerel yönetim ikili bir yapı gösterir. Politik bir yapıdır, anayasa ve yasalarla korunur; yönetsel bir yapıdır, yasayla kendisine verilen görevleri yerine getirir.

Yerel yönetimin 4 zorunlu niteliği vardır.

Yerel yönetimlerin temel nitelikleri Devlet Vatandaş
Sınırlı bir coğrafi alan Coğrafi sınırlar devlet tarafından düzenlenir Yerel yönetimin üyeleri
Yetki sahibi olma Yetkiye izin verir Yetkiye konu olur
Seçimle gelen temsilcilerin karar alması Karar alma usullerini düzenler Temsilcileri seçer ve toplantılara katılır
Belirli bir düzeyde özerklik Özerkliği sınırlar Hizmetlerden yararlanır ve hizmet talep eder

Özerklik iki boyutludur: Herhangi bir yönetim biriminin kendi yeki alanı içerisinde ortaya çıkan faaliyetleri yönetmek üzere aldığı kararlarda özgür olması; aldığı kararlar ve faaliyetler bakımından farklı yönetim kademelerinin müdahalelerinden bağımsız olması.

Gordon L. Clark iki ilke çerçevesinde yerel özerkliğin 4 farklı boyutunu ortaya koymuştur. Bu ilkeler öncelik(insiyatif) ve bağışıklık yetkisi.
Öncelik, yerel yönetimin yasal görevlerini yerine getirmeye dönük faaliyetlere ilişkindir.
Bağışıklık yetkisi, yerel yönetimin devletin üst kademelerinin denetiminden çekinmeden hareket edebilmesidir. Bağışıklık yerel yönetimlerin öncelik yetkisinin kullanılmasına ilişkin sınırları belirler.

İdeal Özerk Tipler
1- Öncelik ve bağışıklığın olması ( tam yerel özerklik )
2- Önceliğin olması bağışıklığın olmaması ( sınırlı yerel özerklik )
3- Önceliğin olmaması bağışıklığın olması (sınırlı yerel özerklik )
4- Öncelik ve bağışıklığın olmaması (yerel özerkliğin olmaması )

1. tipte yerel yönetim işlemlerinin sınırları yerel halk tarafından belirlenir. Meşruiyet kaynağı da yerel halktır. Örneği feodal dönemdeki surlarla çevrili kentlerdir.

4. tipte hiçbir özerklik yoktur. Merkezi yönetimin bir parçası, bir bürokrasi aygıtıdır. Demokratik bir ülkede de bu sistem uygulanabilir. Ussal bürokratik ve kurallara bağlı Weberci bir cihazı ifade eder.

3. tip bürokratik cihaz modeliyle ilişkilidir. Öncelik kullanma yetkileri bulunmayan yerel yönetim, tanımlanmış işlevleri yerine getirmektedir. Yerel halk yerel yönetimin görev alanını belirleyemez. Ancak burada bağışıklık vardır. İnceleme ve denetleme endişesi yoktur. Yerel yönetimin belirli bir yetkisi olduğu anlamına gelir. Ne yapacağını değil nasıl yapacağını belirler. Bir görev verildiğinde diğer görevlerle uyumlu bir şekilde çalışır. Yerel vatandaşlar yerel yönetim kararlarını değil uygulamasına etki eder. Bu tipte vatandaşlar kararları belirleyemezler ama uygulamayı etkileyebilir. Bu yerel yönetimler arasında uygulamadaki farklılıkları da beraberinde getirebilir. Yerel yönetimin temsil ettiği kararlar üst kademe çıkarlardır. Uygulama yerel yönetimlere uygun olmalı. Burada meşruiyet üst kademededir. Üst kademeler yerel yönetimlerden sorumludur. Politika merkezin, uygulama yerelindir. Asıl güç parlamentonundur. ( Anglo grubu )

2. tip, yerinden yönetimci liberalizmdir. Öncelik ilkesi vardır. Dolayısıyla yerel yönetimler kendi kararlarını işlemlerini belirler. Ancak bu yetki mutlak değildir. Bağışıklık yoktur. Yerel işlem ve kararlar incelenmekte, denetlenmekte ve hatta geri çevrilebilmektedir. Kent planı yapmak yerel yönetime verilir. Bu plan yapıldıktan sonra denetlenmesi söz konusudur. Sınırlı bir özerkliktir. 3. tipteki sınırlılıktan farklıdır. Yerel yönetim işlemleri sınırlanabilir. Meşruiyet halktır ve aşağıdan yukarıya doğrudur. Üçüncü tipte ise yukarıdan aşağıya doğrudur. Bağışıklık olmasının nedeni herhangi bir yönetimin başka bir yerel yönetimle çıkar çatışmasını engellemektir. ( kuzey ve orta grubu )

 

Mike Goldsmith ve Weberci İdeal Tiplere Dayanan Modeller

Klientelistik model: Seçmenlerin başkana oy verme karşılığında belediyenin sunduğu belli işlerden faydalanması şeklinde gerçekleşir. Seçmenler yerel yönetimim belli faaliyetlerinden çıkar sağlarlar. Liderin izleyiciler için yeni olanaklar sağlaması gerekir. Amaç kendisini destekleyenlere olanaklar vermektir. Yönetim biliminde ortadan kaldırılması gereken bir durumdur.

İktisadi kalkınma modeli: ABD, Avustralya, Kanada da geçerli olan modeldir. Yerel yönetimim öncelikli görevi hizmet ettiği toplumun iktisadi refahını yükseltmektir. Yerel yönetimlere büyüme makineleri gözüyle bakılır. Önemli olan o bölgenin ekonomik olarak büyümesini sağlamaktır. Seçimlerde belediye başkanlarının başarı ve başarısızlığı ekonomiye bağlıdır.

Refah devleti modeli: İktisadi kalkınma modelinin tersi gibi düşünülebilir. Sermaye sahipleri yerine emek gücünü kullanan kesim ön plana çıkarılıyor. Yerel yönetimin ulusal siyasette ağırlığı azdır. Yerel yönetimler birçok hizmet üstlenmekle beraber nitelik ve nicelik açısından özerkliğe sahip değillerdir. Merkez tarafından belirlenen standartlar doğrultusunda hareket ederler. Merkezin uzantısı şeklindedir. Türkiye’deki yerel yönetim sistemine en uzak modeldir.

Piyasacı Model: Yerel yönetimlerin belirli hizmetlerin sunucusu olmaktan çıkartılması, onun yerine başkalarının bu hizmetleri sunması olanağının ortaya çıkarılası söz konusudur. Bu modelde yerel yönetimlerin tekelci hizmetleri piyasaya aktarılmalıdır. Böylece daha az maliyetle daha fazla hizmet sunulacaktır. Bu da yeni kamu yönetimi anlayışı ile yapılmaya çalışılmaktadır. Bu kavram neo-liberalizmden kaynaklanmaktadır. Burada devlet müdahalesinin piyasayı olumsuz etkilediğini ve bu nedenle devlet müdahalesinin ortadan kaldırılması gerektiği belirtilmektedir. Yönetimin küçültülmesi ve hizmetlerin yerelleştirilmesini öngörmektedir. Kamu yönetiminde her bir ülkenin kendisine özgü koşullarının dikkate alındığı geleneksek yaklaşımın terk edilmesi bunun yerine kamu yönetiminin uluslararası sorunların ele alınarak çözülmesi gerektiği anlayışına dayanmaktadır. Bu konuda standartlar getirilmeye çalışılmaktadır.

 

Hesse ve Sharpe Modellemesi

Anglo Grubu: Bu sistemde yerel yönetim yasal bir varlıktır.Yasayla verilimiş bir takım görevleri yerine getirir. Buna karşın siyasal niteliği arka planda kalmıştır. Yerel yönetimler yasal olarak oldukça geniş yetkilere sahiptirler. Ancak sınırlı siyasal statü söz konusudur. Kanada bu gruba dahildir ve Kanada’da yerel yönetimler eyaletin yetkisi altındadır.

Franko Grubu: İtalya, Fransa, Portekiz gibi ülkeler bu gruba dahildir. İdeal biçimde yerel yönetimler anayasal statüye sahiptir. Ancak hizmet sunumunda merkezin taşra teşkilatının yardımcısı durumundadır. Bu nedenle yerel yönetimin varlık nedeni siyasal bir nitelik gösterir. Her yerel yönetim eşit statüye sahiptir. Merkezi yönetimin vesayeti söz konusudur.

Kuzey ve Orta Grubu: Almanya, Hollanda, İsviçre ve İskandinav ülkelerini kapsar. Yerel yönetimlere geniş yetkiler verilmiştir. Subsidiarite İlkesini hata geçirme olarak kendisini gösterir. Avrupa’da bu ilkenin yayılmasını sağlamıştır. Bu ilke yetki ikamesidir. ABD’nin temel ilkelerinden biridir. Daha çok federal çağrışımlar yapmaktadır. Merkezden yerele müdahalenin azaltılması şeklinde algılanabilir.

Anglo grubu:
Anayasal statü zayıf
Yerel işlevler geniş
Refah devleti hizmetlerinde yerel yönetimlere verin önem yüksek
Yerinden yönetimcilik yüksek .

Franko grubu:
Anayasal statü güçlü
Yerel işlevler dar
Merkezi devlet güçlü
Yerinden yönetimcilik düşük
Kuzey ve orta grubu:
Anayasal statü güçlü
Geniş yetki alanı var
Refah devleti hizmetlerinde yerel yönetimlere verin önem yüksek
Yerinden yönetimcilik yüksek

 
 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.